Son Yazılar
Yükleniyor...
Son Yazılar Güncel Blog Güncel Paylaşım..

9′dan 6′ya Çalışan Motivasyonu

12 Mart 2012 Pazartesi

Çalışan bir kişinin iş yerinde motivasyonunu yüksek tutabilmesi her zaman bir mücadele süzgecinden geçer. Özellikle desteklenen genel bir iş stratejisinin parçası olarak çalışan motivasyonuna önem verilmesi denetçiler ve yöneticiler için ayrı bir emek gerektirmekte. Yöneticiler bir yandan en iyi çalışanları için kendi iktidarlarını yetkilerini devretme konusunda kullanarak çalışanlarının sınırlarını daha da genişletebilirken görmezden gelinen bir çalışanın da desteksiz hissetmesi olağandır.
Hiçbir çalışma ortamı elbette mükemmel bir iş motivasyonu sağlayamaz. Hatta en çok motivasyon arttırmayı geliştirici yöntemleri uygulamaya çalışan iş yerlerinde bile günlük zorluklarla ve sık sık hedeflenen teşvik çabaları ile %100 bir başarı elde edilemez. Bazı iş yerleri de vardır ki çalışanlar ofislerine gitmekte zorlandıklarını ve var olan enerjilerinin de yok edildiğini belirtiyor.

Unutulmaması gereken tek nokta; dâhil olunan kuruluş nasıl bir yapıya sahip olursa olsun çalışanlardan daha verimli bir sonuç elde edilmesinin çalışanın mutluluğuyla doğru orantılı olduğunun kabul edilmesidir.

motivasyon


Öncelikle, çalışan memnuniyetini artıracak günlük eylemler gerçekleştirilebilir. Daha ileri bir adıma geçebilmek demek; çalışanların iş tatminleri açısından önemli olan eylemler için adım atılırken motivasyon için de elverişli bir çalışma ortamın yaratılmasına ve geliştirilmesine olanaklar sağlamak. Ayrıca çalışan motivasyonu için ipuçları elde edebilmek adına iş tatminlerinin nasıl arttırılacağı konusunda çalışanlar arasında anket yoluna gidilmeli.

Somut olarak çalışanların motivasyonu iş güvencelerine, sağlık sigortalarına, tazminat/ödeme sisteminin güvenilirliğine ve çalışma ortamında kendisini güvende hissedebileceği ortama bağlıdır.

Çalışanların yöneticileriyle sorumluluk bilincinden doğan bir iletişimle etkili bir bilgi alışverişinde bulunuyor olmaları daha verimli bir çalışma sürecini sağlar. Çalışanlar yeni bir işe başladıklarında üyesi olmaya çalıştığı kurumda işi en kısa zamanda öğrenmek isteyerek kurumun bir parçası olabilmek için çabalar. Her kurumun kendine özel bir işleyiş süreci vardır ve çalışan bu sürece dâhil edilmeden iş tanımı çerçevesinde iletişimini diğer çalışanlarla ileri bir düzeye taşıyamazsa ya da buna izin verecek bir ortam da sağlanamazsa demotive oluş engellenemez bir hal alır.

Birebir iletişimin yanı sıra çalışanların işlerini etkileyebilecek her hangi bir şirket değişikliklerinde yani; ödeme tarihlerinde, müşteri geri bildirimlerinde, ürün geliştirmelerde, eğitim fırsatlarında ve yönetim süreçlerinde yapılan güncellemelerde kısacası en ufak bir değişiklik hakkında çalışanların bilgilendirilmesi çok önemlidir. Bu bilgilendirmelerin yapılabilmesi için de kurum içi iletişimin güçlü bir yapıya sahip olması gerekmekte. Özellikle değişimlerden daha fazla etkilenebilecek departmanlar ile alınan yeni kararların onların iş süreçlerinin nasıl etkileneceği konusunda açık bir iletişimin sağlandığından emin olunması gerekmekte.

Dürüst, sık ve açık bir iletişim kurmak personelin fikirlerini paylaşabilmesi ve sorunlarını tartışabilmesi için açık bir kapı yaratır. Burada konuşabilmekten ziyade en önemli olan karşılıklı iletişim ile birlikte çalışanın kendisini dinleniyor olarak düşünmesidir. Çalışanın dinlenmesi demek konuşulanların hiç konuşulmamış gibi çözümsüz kalması yöneticilere duyulan saygının yok olmasına sebep olabilir. Astların her zaman üstlerini kendilerine örnek aldığı bir süreçte üste duyulan saygının yok olması astın motivasyonunu yok edici bir sürece sokar ve kişi yapabileceği minimum çaba ile işini minimumda tutma gibi bir psikolojiye girer. Bir şikâyetin dikkatle ele alınması ve çalışanlara konuyla ilgili geri bildirimlerde bulunulması oluşan kaygılarının en az düzeye indirgenmesinde yardımcı olacaktır.
is-ortaminda-motivasyon

Geçmişte başarısızlıklar yaşandı diyerek lider olan kişinin çalışanını desteklemiyor olduğunun fark edilmesi, çalışanın kendi içerisinde beyin fırtınası yaparak düşünmesini engelleyici bir tavır olacaktır. Çalışanın fikrinin işe yaramaz olduğu düşünülse bile çalışanın danışmanından duymak istediği en son şey bu olacaktır. Üstler astlarına bu konuda ne kadar yapıcı olduklarını gösterip astlarına gerekli zamanı sağlarlarsa onlara teşvik edici bir şekilde davranmış olup motivasyonuna olumlu katkıda bulunmuş olurlar.

Çalışanların kendi beceri ve yeteneklerini geliştirebileceği fırsatlar sağlanmazsa kişi monoton bir iş yaşamına karşı koymaya çalışır. Çalışanın yetenekleri, azmi, çalışma hevesi aynı işlerin sürekli sürekli tekrarlanması ve ilerlemesine izin vermeyen bir iş tanımı ile kısıtlandırılması motivasyonunu olumlu yapabilmesinin önüne engel koyar. Bunu yok edebilmenin yolu yine iletişime dayanırken farklı departmanlarda ki yöneticilerin de işleyiş süreçlerinde ki olması gerekli olan ortak isteklerinin birbirleriyle çelişmemesinden geçer. Yani kurumun tek bir amaç üzerinden ortak değerlerin paylaşılabildiği ve benimsenebildiği bir ortama sahip olması çalışanları motive ederken birlik ve beraberlikten doğan iş süreçlerinin de daha verimli olması sağlanır.

Çalışanların karar verebilme ve kararının uygulanabilir olmasıyla özerklik ve bağımsızlık içerisinde çalışıyor olmak istemeleri en doğal haklarıdır. Çalışanın kendini yönetmesi ve karar verebilmesi için daha fazla yetki her zaman daha fazla sorumluluk demekken çalışanın kendisine olan güvenini ve motivasyonunu artıcı yönde olan bir davranış şekli olur. Daha yüksek sorumluluklar ile çalışanın iş sınırları genişletilerek ona yardımcı olabilecek bilgi ve becerilerinin geliştirilmesinde büyük bir rol oynar. Departman veya şirket hedefleri, öncelikleri ve ölçümlemeleri için çalışanlara daha fazla fırsat sağlanmalı.

Son olarak da çalışanların sabah 9:oo akşam 18:oo arası şirket sınırları içerisinde koltuğunda oturarak vakit geçiriyor olma zorunluluğuyla işini ne kadar iyi yaptığı ölçümlenemez. İşverenin çalışanlarını özgür bırakarak kişinin sınırlarını kendi sorumluluk bilinciyle çizmesini sağlaması bireylerin işlerini daha da severek yapıyor olmasını sağlar. Örneğin Google ve Microsoft gibi şirketler çalışanlarının zamanlarının mesai saatleri içerisinde %20’sini kendilerine ayırmalarını istiyor ve yaratıcılıklarını kullanmaları konusunda teşvik ediyor.

mesai-bitti

Çalışan motivasyonu her ne kadar çalışanların çalışmalarını denetlemek üzere sorumlu olan denetçilerin ve yöneticilerin davranışlarına bağlı gibi gözükse de çalışanların da kendilerini açık bir şekilde ifade etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyip kendilerini geliştirebilmenin yollarını her zaman araştırmalarından geçmekte. Çalışanlar kendi kabuklarına çekilip her şeyi olduğu gibi kabul edip pes etme güdülerini daha baskın işlemeye başlarlarsa başarının anahtarı da ellerinden kayıp gitmiş olur. Öncelikle kişi kendisini olumlamayı başarabilmeli ardından her şey çorap söküğü gibi gelecektir karşılıklı iletişim ve özveriyle birlikte... :)

asla vazgecme

Çiğdem TANKER | Eğitim ve Dokümantasyon Uzmanı | Blog Yöneticisi

Başarıda LimitSizsiniz!

12 Aralık 2011 Pazartesi


Hayalleriniz peşinde koşarken sizi aşağı çekmek isteyenler olabilir benim de oldu ve ben onlara şunu söyledim “Seninle, sensiz ya da sana rağmen ben bu işi başaracağım”. Çoğu zaman hayatta önümüze iki yol çıkar ve bu yollardan hangisi doğru diye düşünürüz. Bu noktada yolun başındayken hangi yolun doğru olduğunu bilmek konusunda şansınız çok düşüktür. Ancak önemli olan hangi yolu seçtiğiniz değil o yolda nasıl yürümeyi seçtiğiniz o yolu doğru ya da yanlış yapar. Başarı için o yolun hakkını vererek ilerlemek lazımdır. 


limitsizsiniz


Başarı için temelde üç aşama vardır. “Dolmak-Olmak ve Yapmak”, dolmak ile kastedilen gerçek olmak, bilgi ile dolmak ve detay hakimiyetine sahip olacak düzeyde konu ile ilgili bilgi donanımına sahip olmaktır. Dostoyovski’nin “Başarılı insanlar dar kafalıdır” sözü de bunu ifade etmektedir. Bir işe odaklanmak, o işte uzmanlaşmak, detay hakimiyetine sahip olmak ve başarılı olmak. Bu noktada üniversitelerde başarılı insanlar üzerinde yapılan araştırmalar gösteriyor ki mesleklerinde en iyi noktaya gelinceye kadar ilgili konuya odaklanarak en az 10.000 saat kafa yormak gerekmekte… Orhan Pamuk Nobel Edebiyat ödülünü aldığında 30 yıl boyunca her gün 10 saat çalışma yapmıştır.


Başarı yolunda giderken önümüze birçok kişi ya da durum engel teşkil edip hedefimize ulaşmamızı sabote etmeye çalışacaktır. Bu noktada sizde kendinizi sabote etmeye meyillisinizdir. Sürekli bir pazarlık yaparsınız ve oturup hedefiniz ile ilgili çalışmak zor gelir,  böylece dış etkenler de daha cazip olmaya başlar. Başarı için karşımıza çıkan sabotajlara karşı gelmek ve o pazarlıktan galip çıkabilmek önemlidir. Unutmayın ki başarının bedelini bir dönem ödemeyenler başarısızlığın bedelini bir ömür öderler. 


basarida engeller 

Akıl+Azim= Başarı, başarı için bu iki kavram birlikte yol almalıdır.
Başarının önündeki büyük engellerden biri de “ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK” tir. Bunu anlatan en güzel çalışmalardan bir tanesi köpekbalıkları ile yapılmış bir çalışmadır;


Araştırmanın amacı bir köpek balığının kararlılık düzeyi ve yaşadığı olayları anlamlandırma süreci ile ilgili bilgiler toplamaktır. Deney şöyle yapılmıştır; bir köpek balığı uzun süre aç bırakılır. Sonra bir akvaryuma yerleştirilir. Akvaryum cam bölme ile ikiye ayrılmıştır. Cam bölmenin diğer kısmında köpek balığının yiyebileceği ebatlarda başka bir balık bulunmaktadır. Uzun süre aç kalmış olan köpekbalığı hemen o balığa saldırır. Ancak kendisinin suda olmasından dolayı fark edemediği cam bölmeye çarparak şaşırır. Tekrar döner bir daha saldırır, gene cama çarpar. Kahramanımız çok açtır ve tanımlayamadığı bir “dış engelleyici” tarafından hedefine ulaştırılmamaktadır. Şaşkın ve öfkeli durumdadır. Tekrar dener, tekrar cama çarpar. Bir yanda katlanılmaz düzeye ulaşan açlığı, bir yanda yaşadığı “engellemişlik hissi” vardır. Köpek balığı açlığın etkisiyle motive olup saldırmakta ancak engele çarpınca “demotive” olmaktadır.

Engellenmişlik hissi, öfke, açlık, hayal kırıklığı, umutsuzluk ve depresyon duyguları içinde yaşayan köpek balığımız 2 gün sonra artık küçük balığı yemek için hiçbir teşebbüste bulunmamaya başlar. Onun artık hiç hareket etmediğini gören bilim adamları ona büyük bir süpriz yaparlar; aradaki cam bölmeyi kaldırırlar!
Şaşırma sırası bilim adamlarındadır. Çünkü köpek balığı “o balığı yiyemem” inancı geliştirdiği için, hiçbir teşebbüste bulunmamaktadır. Bilim adamları bunun üzerine küçük balığı kovalayarak büyük balığın sahasına getirirler. Onun arkasından, sağında solunda, ağzunın yanında dolaştırırlar. Ancak köpek balığı yine de o balığı yemez. Trajikomik bir şekilde, açlıktan ölür ama yine de yemez! Peki neden o balığı yememiştir? “Aç ama gururlu” bir köpek balığı olduğundan mı?  Elbetteki hayır bu ruh durumu “öğrenilmiş çaresizliktir”. Bunun da ötesinde büyük köpek balığının yanına konan küçük köpek balığıi küçük balığı yemek için hamle yapmak istediğinde de engellenmekte ve onu yiyemiyeceğine inandırlıarak girşimleri bile engellenmektedir.

Öğrenilmiş çaresizlik, bir canlının defalarca denediği halde istediği sonucu alamaması durumunda, bir sonraki denemesinde başarısız olacağını beklemesinden dolayı, deneme cesaretini kaybedip hiçbir şey yapmaması halidir. Bu hale öğrenilmiş başarısızlık da diyebiliriz. Köpekbalığı geçmişteki denemelerinde başarısız olunca, gelecekteki denemelerinde de başarısız olacağını öğrenmiştir. Bu durum bize milyarlarca insanın neden başarısızlık halinde yaşadığı halde başarılı olmak için hiçbir şey yapmadığını açıklıyor. Öğrenilmiş çaresizlik bir daha deneme cesaretini kaybetmektir. Sürekli başarısızlık korkusuyla hareket etmektir. Kendine olan güvenini, “başarabilirim” inancını kaybetmektir.”


Başarısızlık kendine yenilmek, başarı kendini yenmektir. Başarı için hemen sonuç görme eğilimi ile başa çıkabilmek önemlidir. Bir Latin sözü bunu çok iyi ifade eder “ Ağır Ağır Acele Et”

İnsanlar genellikle bilgi açıklıklarını kurnazlık beceri yetersizliklerini de kabadayılıkla kapatmaya çalışırlar. Başarı için öncelikle “Hayal Et, Hedefe Yönlendir, Söylemini oluştur, Eyleme Dönüştür ve Sonuç al” aşamalarından geçilmedir. İnsanlar ahlak ve yasal sınırlar dâhilinde elde ettikleri sonuçlar kadar başarılıdırlar. Başarı için skor tabelasına bakılır.  Başarısızlık ise Son-Uç’a gidememektir.

Türk “söylemez”, “söylenir”! Bunun için tercih yapılmalı!

  • Söylenmek mi?
  • Sonuç almak mı? 
Başarı için “saydıcı” değil “rağmenci” olmalısınız. 


Kaynak: 30.11.2011, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi , Mümin Sekman Konferansı

Fatoş ŞERİFAKİ | İnsan Kaynakları Yöneticisi

Mutlaka Okumalısın

Popüler Yayınlar

Sponsor Ol

Son Yorumlar

 
Sponsor Linkleri : Link Ekle | Link Ekle | Link Ekle
Copyright © 2013. Rip Oyun İndir - All Rights Reserved
Hazırlayan Sıkıştırılmış Oyun İndir Ripli Oyun İndir Güncel Blog
Proudly powered by Blogger