Son Yazılar
Yükleniyor...
Son Yazılar Güncel Blog Güncel Paylaşım..

Kod OkurYazarlığı Kavramı

28 Mart 2013 Perşembe

IT dünyasında son zamanlarda sıkça duyulmaya başlanan kavramlardan birisi de kod okuryazarlığı… Günümüzün teknoloji odaklı iş dünyasında, asıl mesleği ne olursa olsun, yazılım geliştirme ve kodlama ortamlarında eğitim alarak programlama yapmış kişilerin çok daha başarılı olacağı görüşünü savunan bir tezden bahsediyoruz...

Temel amaç; insanları kod yazmaya teşvik etmek ve kalifiye yazılımcıların sayılarını arttırmak. Tabi bu noktada “eğitim şart” :). Kast edilen eğitim daha çocukluk yaşlarından başlıyor. Bu kapsamda Amerika’da başlatılmış ve sonra yaygınlaşmış en popüler projelerden birisi CodeDojo. 19 yaşındaki James Whelton ve Bill Liao’nun ortaya attığı CoderDojo, 7-18 yaş arası çocukların temel düzeyde HTML, CSS, JavaScript, PHP gibi teknolojileri öğrendiği bir etkinlik.

Code.org isimli bir oluşum tarafından yayınlanan video içerisinde birçok rol model olabilecek isim (Mark Zuckerberg, Jack Dorsey, Chris Bosh, Bill Gates…) kodlamayı teşvik edici açıklamalarda bulunmuşlar…




Kaynaklar
[1] http://www.webrazzi.com/2013/03/05/kod-okuryazarligi/
[2] http://coderdojo.com/


Deniz KILINÇ


Zaman Yönetimi İpuçları

14 Ağustos 2012 Salı


Zaman yönetimi, herhangi bir eğitim döneminde öğretilmeyen, kişilerin kendi kendilerine öğrendikleri önemli bir beceridir. Zaman sabit gözüksede (1 gün = 24 saat)  bu yeteneği olan kişiler, olmayan kişilere oranla daha fazla zamana sahiptir.  Yazılım geliştirmek elbette heyecan vericidir, kodlamaya başladığımızda kendimizi kaptırır ve zamanın nasıl geçtiğini anlamayız. Zamanımızın neredeyse tamamını çalışarak geçirmek zamanı yönettiğimizi değil, zamanın bizi yönettiğini göstermektedir. Psikolojik, sosyolojik ve diğer ihtiyaçlarımızın karşılanabilmesi için zamana ihtiyacımız vardır.
Bu yazımızda yaşamımızı daha kaliteli ve başarılı hale getirecek zaman yönetim ilkelerinden bahsedeceğiz.

Uzun ve kısa vadeli hedeflerinizi belirleyin

Daha iyi bir yaşam için; öncelikle sizin için neyin “en iyi” olduğunu bilmelisiniz. Gelecek hafta, gelecek dörtte birlik dilim, gelecek 20 yılda kendinizi nerede görmek istiyorsunuz? Bu soruları yanıtlayarak yaşamınızdan ne istediğiniz karar vermelisiniz.

Tembel bir şekilde plan yapmayın

Napolyon’un “Sadece düzgün planlanmış şeyler istenen sonucu üretebilir.” sözü aslında planlamanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Planlama yaşamınızın hiç bir döneminde göz ardı edilmemelidir, bu sebeple planlama için zamana yatırım yapılmalıdır. “ Bazen oturup düşünürüm ve bazen sadece otururum” olgusu zamanınızın büyük bir kısmını kaybetmenize sebep olur. Kendinizi düşünceye dalmış şekilde buluyorsanız, kafanızı dağıtmak için başka bir işe geçin, camdan dışarıya bakın yada gözlerinizi dinlendirin. Planlama yaparken gerçekçi olun ve planlarınızı sürekli güncelleyin. Planlarımı yaparken zamanı bankaya yatırdığınız para olarak düşünebilirsiniz. Eğer planınız gerçeklikten uzak olursa bu paranın sürekli azaldığını varsayın. Planlama yaparken bu örneği düşünürseniz, planlarınızın ne kadar başarılı olacağını göreceksiniz.

Plan yapamıyorsanız, işleri takip edin

Plan yapmadığınız takdirde, sonra olacaklara üzülmemeniz gerekir. Bir kağıt, excel sayfası yada herhangi bir görev yönetim yazılımı üzerine yapılacak işlerinizi yazın ve bir saatlik dilimlerle bu yazdıklarınızı güncelleyin(Gün sonunda değil !!!). Bu şekilde sizin işinizi yarıda kesen yada tekrarlayan işleri görebilirsiniz. İşlerinizi kayıt altına alarak sonraki işlerde işinizi aksatan durumları planlayabilirsiniz.Oluşturduğunuz listeye bakın ve yapmanızı gerektirmeyen, başka bir kişinin daha etkili ve hızlı yapabileceği eylemleri vb. işleri bulmaya çalışın.

Tüm işlerinizi yapılacak işler listesinde toplayın

Bazen işimizin olmadığını düşünürüz, daha sonra çok acil yetiştirmemiz gereken iş(ler)imiz  olduğu aklımıza gelir( yada yöneticilerimiz tarafından hatırlatılır). Bu zor durumlar ile karşılaşmamak adına gelen tüm işlerimizi yapılacak işler listesinde toplamak gerekmektedir. İş listesindeki her madde için termin süresi belirleyin, bu yöntem son dakikada akla gelen işlerin stresini ortadan kaldırmanıza yardımcı olacaktır. Dolayısıyla son anda iki ayağınızın bir pabuca girmesini önlemiş olursunuz J

Öncelikleri Belirleyin

Drucker Dictum  “İş yapmak doğru iş yapmaktan önemli değildir.” demiş.  Yazılım geliştirmede uzun zaman harcanarak yapılan işler bazen müşterileriniz için eksik yada  işe yaramaz gözükebilir.  Yazılım veya web geliştirmede  yapılacak işlerin önceliği için aşağıdaki bir kaç ipucu size yardımcı olacaktır;
1.    Öncelikle işlerin sırasını müşteri yada yöneticinize sormalısınız. 
2.    Yapacağınız işe bağlı başka işler var ise bu işe öncelik vermelisiniz.
3.    Öncelikleri aynı olan işlerde zor olan işe öncelik veriniz.

İşlerinizi Delege Edin

Çevrenizdeki insanlara işinizin bir kısmını devretmekten çekinmeyin. Sadece hedefleri verin, işin sorumluluğunu devretmeyin. Yapılacak işi net bir şekilde tanımlayın. Aşağıdaki kurallar yapılacak işin devredilip devredilmeyeceğinin belirlenmesinde kullanılabilir:
  • Devredeceğiniz kişi, bu işi sizden daha iyi ve hızlı mı yapacak? Evet ise, şüphesiz işi devredin.
  • Önemli yada acil bir işi yapmanız gerekiyorsa, sıradaki işi başka bir kişiye devredebiliyor musunuz? Evet ise, işi devredin.
  • Siz ofis dışında iken,  size ihtiyaç duyulmadan işi yapacak başka bir eleman var mı? Evet ise, işi devredin.
  • Üzerinizdeki işi yöneticinize yada patronunuza da devredebilirsiniz. Elbette burada  önemli olan görevi suistimal etmemenizdir.

Çoklu proje ortamında, tüm takım elemanları eşit olarak çalışamayabilir. Kimisi daha çok iş yaparken kimisi daha az iş yaparlar. Goldrat’ın sınırlama teorisine göre, ekibin en  yavaş elemanı işini tamamlamadan proje tamamlanmış sayılmaz. Tüm devir işlemleri ekip üyeleri arasında yapılmalıdır. Bu işlem sadece dürüst ve iletişimi olan ekipler içerisinde etkili olacaktır. Örneğin Scrum ekipleri.

Mükemmel iyiden daha iyi değildir

Kod yazarken, örneğin, işi zamanında bitirmek herkes için en uygun çözümü bulma endişesinden daha önemlidir. Gereken işi  tamamladıktan sonra  yapılan işe daha çok özellik ekleyebilirsiniz. Öncelikle elinizden gelenin en iyisini ve doğrusunu yapmak önemlidir. Kodlama standartı ve kod kalitesinden vazgeçmemeniz gerekir. Gelişigüzel  yazılan kodlar sonradan  daha fazla problem ve daha fazla zaman kaybına neden olacaktır. Birim testleri kullanmak, daha kaliteli kod geliştirmenizi ve yazdığınız koda daha fazla güvenmenizi sağlacaktır.   Zor işleri küçük parçalara ayırınİnsanlar genellikle zor işleri hep en sona bırakmayı düşünürler.  Elinizdeki işleri küçük yönetilebilir parçalara ayırarak tamamladığınız takdirde, aslında zor gözüken işlerin ne kadar çabuk ve kolay tamamlandığını göreceksiniz. Burada “Nasıl test ederim” düşüncesi parçalara ayırmada ve işin tamamlanmasında size yardımcı olacaktır.

Zamanınızı boşa harcattıran sebepleri tanımlayın

Genellikle çevremizdeki kişiler ile birebir, telefon, eposta yada mesajlaşarak  iletişim halinde olabiliriz.  Bu tür iletişimler işinizin bölünmesine, konsantrasyonunuzu kaybetmenize sebep olacaktır. 6-9 dakikalık bir görüşme sonrasında tekrar işe dönmeniz için ekstra 4-5 dakika gerekecektir.  Toplamda bir görüşme için 12 dakika harcadığınızı düşünürsek 5 görüşme size gün içerisinde 1 saatinizi kaybetmenize sebep olacaktır. Elbette görüşmeleriniz olacaktır. Önemli olan bu süreleri daha kısa tutmak gerektiğidir. Örneğin eşiniz  yada sevgiliniz aradığında telefonu açmazsanız, bu sizin için hoş bir durum olmayabilir J Bu şekilde harcanan zamanlarınızı nasıl azaltmanız gerektiğini düşünmelisiniz. Tüm resmi görerek zamanınızı nasıl kullanmanız gerektiğine karar verebilirsiniz. Emin olun ki patronunuz yada yöneticiniz sizin için  zaman kaybettirici değildir.

Planınızda rahatlamak ve dinlenmek için  de yer ayırın

Oxford üniversitesinde insan metobolizması profesörü Keith Frayn TV Plus kanalındaki bir konuşmasında “ Normal bir kişi su ve yiyecek olmadan 60 gün hayatta kalabilir” demiştir. Fakat uykusuzluğa bu kadar süre dayanmak mümkün değildir. 1964 senedinde, Randy Gardner isimli 17 yaşındaki bir lise öğrencisi 264 saat(yaklaşık 11 gün) uyanık kalarak  Guiness rekorlar kitabına girmiştir.

Yorgun olduğunuz zamanlarda kendinizden yüksek verim beklememelisiniz. Uyku beynimizi şarj ederek daha net düşünmemizi sağlar. Günlük planlarınızı yaparken uykudan tasarruf etmemelisiniz.   
Yazılım geliştiriciler, bir gününü  8 saat bilgisayar başında oturarak geçirirler. Bu durum vücudumuzda duygusal ve fiziksel hasarlara yol açar. En önemli organımız hepimizin bildiği üzere gözlerimizdir. Uzun süre ekrana bakmak gözlerimizin bozulmasına sebep olacaktır. Bu durumun gözlerdeki zararlı etkisini azaltmak için bir çok göz egzersiz tekniği bulunmaktadır.  Google da “göz egzersizleri” yada “training eyes” yazdığınızda sizin için uygun egzersizleri bulacaksınız. Bu egzersileri günlük olarak planlayabilirsiniz. Benim en çok kullandığım teknik ise arada suni göz yaşı damlası kullanmak yada ıslak bir pamuk ile gözlerimi silmek.  Arada esnemek te gözlerinizin sulanmasına ve vücudunuza oksijen girmesiniz sağlayacaktır.

Meslektaşlarınıza yada arkadaşlarınıza soru sormaktan çekinmeyin

Hemen hemen her IT projesi  çeşitli riskler taşır. Bu riskler proje başlangıcında farkedilebileceği gibi daha sonradan da ortaya çıkabilir. Yazılım geliştircilerin bu riskleri çözmesi gerekir. Bazı riskler çabuk çözülürken bazıları günler hatta haftalar alabilir. Harcanan zamanı önlemek adına iş arkadaşlarınızın tavsiyesini alabilirsiniz. Bazı durumlarda işinize o kadar gömülürsünüz ki problemin kolay bir şekilde çözülebileceği aklınıza gelmez. Çıkış yolu bulamadığınızda bir arkadaşınıza danışmanız size zaman kazandırabilir.

Kendinizi ödüllendirin

Hepimiz tamamladığımız iş için ödül yada övgü bekleriz. Ödül eksikliği çalışma isteğimizi, motivasyonumuzu düşürür. Neden kendimiz için birşeyler yapmaktansa başkaları için çalışmayı tercih ederiz?  Uğraştığımız işin tamamını yada herhangi bir bölümünü tamamladıktan sonra kendinizi ödüllendireceğinize söz verin. Örneğin ; işinizi tamamladıktan sonra istediğiniz bir filmi seyredebilirsiniz.

Sonuç

Makalemizde belirttiğimiz zaman yönetimi ile ilgili ipuçları düzene giren yaşamınızın başlangıç noktası olacaktır. Bu ipuçları size başarılı kariyer, düzenli yaşam, sağlık ve mutluluk sağlayacaktır.

Referans :

Neslihan ÇALIŞKANEL

9′dan 6′ya Çalışan Motivasyonu

12 Mart 2012 Pazartesi

Çalışan bir kişinin iş yerinde motivasyonunu yüksek tutabilmesi her zaman bir mücadele süzgecinden geçer. Özellikle desteklenen genel bir iş stratejisinin parçası olarak çalışan motivasyonuna önem verilmesi denetçiler ve yöneticiler için ayrı bir emek gerektirmekte. Yöneticiler bir yandan en iyi çalışanları için kendi iktidarlarını yetkilerini devretme konusunda kullanarak çalışanlarının sınırlarını daha da genişletebilirken görmezden gelinen bir çalışanın da desteksiz hissetmesi olağandır.
Hiçbir çalışma ortamı elbette mükemmel bir iş motivasyonu sağlayamaz. Hatta en çok motivasyon arttırmayı geliştirici yöntemleri uygulamaya çalışan iş yerlerinde bile günlük zorluklarla ve sık sık hedeflenen teşvik çabaları ile %100 bir başarı elde edilemez. Bazı iş yerleri de vardır ki çalışanlar ofislerine gitmekte zorlandıklarını ve var olan enerjilerinin de yok edildiğini belirtiyor.

Unutulmaması gereken tek nokta; dâhil olunan kuruluş nasıl bir yapıya sahip olursa olsun çalışanlardan daha verimli bir sonuç elde edilmesinin çalışanın mutluluğuyla doğru orantılı olduğunun kabul edilmesidir.

motivasyon


Öncelikle, çalışan memnuniyetini artıracak günlük eylemler gerçekleştirilebilir. Daha ileri bir adıma geçebilmek demek; çalışanların iş tatminleri açısından önemli olan eylemler için adım atılırken motivasyon için de elverişli bir çalışma ortamın yaratılmasına ve geliştirilmesine olanaklar sağlamak. Ayrıca çalışan motivasyonu için ipuçları elde edebilmek adına iş tatminlerinin nasıl arttırılacağı konusunda çalışanlar arasında anket yoluna gidilmeli.

Somut olarak çalışanların motivasyonu iş güvencelerine, sağlık sigortalarına, tazminat/ödeme sisteminin güvenilirliğine ve çalışma ortamında kendisini güvende hissedebileceği ortama bağlıdır.

Çalışanların yöneticileriyle sorumluluk bilincinden doğan bir iletişimle etkili bir bilgi alışverişinde bulunuyor olmaları daha verimli bir çalışma sürecini sağlar. Çalışanlar yeni bir işe başladıklarında üyesi olmaya çalıştığı kurumda işi en kısa zamanda öğrenmek isteyerek kurumun bir parçası olabilmek için çabalar. Her kurumun kendine özel bir işleyiş süreci vardır ve çalışan bu sürece dâhil edilmeden iş tanımı çerçevesinde iletişimini diğer çalışanlarla ileri bir düzeye taşıyamazsa ya da buna izin verecek bir ortam da sağlanamazsa demotive oluş engellenemez bir hal alır.

Birebir iletişimin yanı sıra çalışanların işlerini etkileyebilecek her hangi bir şirket değişikliklerinde yani; ödeme tarihlerinde, müşteri geri bildirimlerinde, ürün geliştirmelerde, eğitim fırsatlarında ve yönetim süreçlerinde yapılan güncellemelerde kısacası en ufak bir değişiklik hakkında çalışanların bilgilendirilmesi çok önemlidir. Bu bilgilendirmelerin yapılabilmesi için de kurum içi iletişimin güçlü bir yapıya sahip olması gerekmekte. Özellikle değişimlerden daha fazla etkilenebilecek departmanlar ile alınan yeni kararların onların iş süreçlerinin nasıl etkileneceği konusunda açık bir iletişimin sağlandığından emin olunması gerekmekte.

Dürüst, sık ve açık bir iletişim kurmak personelin fikirlerini paylaşabilmesi ve sorunlarını tartışabilmesi için açık bir kapı yaratır. Burada konuşabilmekten ziyade en önemli olan karşılıklı iletişim ile birlikte çalışanın kendisini dinleniyor olarak düşünmesidir. Çalışanın dinlenmesi demek konuşulanların hiç konuşulmamış gibi çözümsüz kalması yöneticilere duyulan saygının yok olmasına sebep olabilir. Astların her zaman üstlerini kendilerine örnek aldığı bir süreçte üste duyulan saygının yok olması astın motivasyonunu yok edici bir sürece sokar ve kişi yapabileceği minimum çaba ile işini minimumda tutma gibi bir psikolojiye girer. Bir şikâyetin dikkatle ele alınması ve çalışanlara konuyla ilgili geri bildirimlerde bulunulması oluşan kaygılarının en az düzeye indirgenmesinde yardımcı olacaktır.
is-ortaminda-motivasyon

Geçmişte başarısızlıklar yaşandı diyerek lider olan kişinin çalışanını desteklemiyor olduğunun fark edilmesi, çalışanın kendi içerisinde beyin fırtınası yaparak düşünmesini engelleyici bir tavır olacaktır. Çalışanın fikrinin işe yaramaz olduğu düşünülse bile çalışanın danışmanından duymak istediği en son şey bu olacaktır. Üstler astlarına bu konuda ne kadar yapıcı olduklarını gösterip astlarına gerekli zamanı sağlarlarsa onlara teşvik edici bir şekilde davranmış olup motivasyonuna olumlu katkıda bulunmuş olurlar.

Çalışanların kendi beceri ve yeteneklerini geliştirebileceği fırsatlar sağlanmazsa kişi monoton bir iş yaşamına karşı koymaya çalışır. Çalışanın yetenekleri, azmi, çalışma hevesi aynı işlerin sürekli sürekli tekrarlanması ve ilerlemesine izin vermeyen bir iş tanımı ile kısıtlandırılması motivasyonunu olumlu yapabilmesinin önüne engel koyar. Bunu yok edebilmenin yolu yine iletişime dayanırken farklı departmanlarda ki yöneticilerin de işleyiş süreçlerinde ki olması gerekli olan ortak isteklerinin birbirleriyle çelişmemesinden geçer. Yani kurumun tek bir amaç üzerinden ortak değerlerin paylaşılabildiği ve benimsenebildiği bir ortama sahip olması çalışanları motive ederken birlik ve beraberlikten doğan iş süreçlerinin de daha verimli olması sağlanır.

Çalışanların karar verebilme ve kararının uygulanabilir olmasıyla özerklik ve bağımsızlık içerisinde çalışıyor olmak istemeleri en doğal haklarıdır. Çalışanın kendini yönetmesi ve karar verebilmesi için daha fazla yetki her zaman daha fazla sorumluluk demekken çalışanın kendisine olan güvenini ve motivasyonunu artıcı yönde olan bir davranış şekli olur. Daha yüksek sorumluluklar ile çalışanın iş sınırları genişletilerek ona yardımcı olabilecek bilgi ve becerilerinin geliştirilmesinde büyük bir rol oynar. Departman veya şirket hedefleri, öncelikleri ve ölçümlemeleri için çalışanlara daha fazla fırsat sağlanmalı.

Son olarak da çalışanların sabah 9:oo akşam 18:oo arası şirket sınırları içerisinde koltuğunda oturarak vakit geçiriyor olma zorunluluğuyla işini ne kadar iyi yaptığı ölçümlenemez. İşverenin çalışanlarını özgür bırakarak kişinin sınırlarını kendi sorumluluk bilinciyle çizmesini sağlaması bireylerin işlerini daha da severek yapıyor olmasını sağlar. Örneğin Google ve Microsoft gibi şirketler çalışanlarının zamanlarının mesai saatleri içerisinde %20’sini kendilerine ayırmalarını istiyor ve yaratıcılıklarını kullanmaları konusunda teşvik ediyor.

mesai-bitti

Çalışan motivasyonu her ne kadar çalışanların çalışmalarını denetlemek üzere sorumlu olan denetçilerin ve yöneticilerin davranışlarına bağlı gibi gözükse de çalışanların da kendilerini açık bir şekilde ifade etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyip kendilerini geliştirebilmenin yollarını her zaman araştırmalarından geçmekte. Çalışanlar kendi kabuklarına çekilip her şeyi olduğu gibi kabul edip pes etme güdülerini daha baskın işlemeye başlarlarsa başarının anahtarı da ellerinden kayıp gitmiş olur. Öncelikle kişi kendisini olumlamayı başarabilmeli ardından her şey çorap söküğü gibi gelecektir karşılıklı iletişim ve özveriyle birlikte... :)

asla vazgecme

Çiğdem TANKER | Eğitim ve Dokümantasyon Uzmanı | Blog Yöneticisi

Maddenin 3 Hali - Ankara, İstanbul, İzmir

13 Aralık 2011 Salı

Bir kimya yazısı gibi algılanmadan belirtmek isterim ki bu üç farklı şehrin çalışma hayatı ve çalışma modellerine bakış açısını anlatmak üzere yazılmıştır.
Nerden çıktı bu tanımlama diyecek olursanız bir araştırma için Google üstattan destek istediğimde karşıma ilgisizde olsa maddenin halleri çıktı. İlkokul yıllarına gitmek için tekrardan okuduğumda anladım ki sanki bana Ankara, İstanbul ve İzmir’in çalışma hayatına bakışlarını betimliyordu.

maddenin halleri
Maddenin katı hali, hepimizin okullarda öğrendiği temel bilgilerle de ifade edildiği gibi “bir şekle ve hacme sahip, kendisini oluşturan atom ve moleküllerin birbirine çok yakın olduğu düzendedir. Aralarındaki boşlukların çok az olduğu genel bir düzenlilik içeren yapıdadır.”cümlesi paylaşılmıştı. Ankara gibi bürokrasi ağırlıklı, kuralları kesin çizgiler ile belirlenmiş, “memur şehri” ile tanımlanan bir yeri maddenin “katı” olma durumunu kullanmak çok da yanlış olmayacaktı.
Özellikle düzenlilik içeren yapısı, sakinliği ve mütevaziliği en belirgin özelliği olan şehrin, kuralları belirlenmiş, tüm uygulamaların yazılı standartları olan ve bu standartlar dışına çıkmanın yanlış olarak yorumlandığı, hareket kabiliyetinin sınırlı olduğu bir çalışma hayatına ilişkin bir tarzı var. Çalışma saati, ortamı, görev ve sorumluluklarının herzaman yazılı olarak tanımlandığı ve kemikleştiği bir ortam vardır başkentte ve bunda elbette ki memur kenti olmanın etkisi büyüktür. Esneklik ancak uzun zamanlı adapte olunabilen bir kavramdır iş hayatında, devlet dairelerinin ağır işleyen temel zihniyeti oturmuş neredeyse şehre, şirketlere ve çalışanlara. Kalite ve standartlar vazgeçilmezleri ve her işin altından bu özellikleri sayesinde başarı ile kalkabiliyorlar. Özellikle yazılım ve savunma sanayi sektörünün önemli bir yer ettiği başkentimizde aslında bu özellikler tamda olması gerektiği gibi sıfır hata ve yüksek kaliteli üretim ve hizmet ile sonuçlanıyor. 2010 yılında yapılan bir araştırma sonucunda iller arası rekabetçilik endeksinde ikinci sırada Ankara yer alıyor. Beşeri sermaye ve yaşam kalitesinde ise birinci sırayı kimseyi kaptırmamış olması yukarıdaki kavramları destekler değerler oluyor.

ankara
“Maddenin sıvı hâli, belirli bir şekle sahip değildir. Sıvılar akışkan olduklarından bulundukları kabın şeklini alır. Sıvı hâlde atom veya moleküller katılardan daha düzensiz olup tanecikler arası boşlukları katılardan daha fazladır.” Şeklindeki tanımlama ise Sanki İstanbul iş hayatını anlatıyordu. Kararların ağırlıklı olarak yemeklerde alındığı, erken kalkanın müşteri kazandığı, rekabetin güçlü, insan ilişkilerinin ağırlıklı maddiyata dayalı ilerlediği bir yapı. Bir yandan esnek gibi görünürken bazı kurallarda oldukça katı bir yapısı var ve şehrin belirli bir şekli yok, akışkan olduğundan çoğu zaman kişiler ve ilişkiler bulundukları kabın şeklini alıp ona göre davranıyorlar. Hakkını vermek lazım ki her uygulamanın öncüsü olma, yenilikleri takip etme ve Avrupa standartlarında çalışma prensiplerine sahip. Bütün büyük fuarlar, organizasyonlar bu şehirde yapılıyor ve şehir bunu kaldırabiliyor. Çalışanların büyük kısmı plaza insanı, her zaman şık, bakımlı, sağlığına dikkat ediyor ve hızlı yaşıyor. Ülke sınırları içinde hızlı balığın yavaş balığı en kolay yediği şehir. Hız, yenilikçilik, yaratıcılık ve girişimcilik her zaman yükselen iş hayatının değerlerinden biri olarak gözümüze çarpıyor. Yönetim bilimleri, kurumsal eğitimler, İnsan kaynaklarının yükselen değerlerinin ülkedeki ilk uygulayıcıları ve çığır açanları olma durumundalar. Beşeri ilişkiler anlamında bakıldığında ise çoğu zaman iş odaklı ilerliyor. Yoğunluk, trafik, hız, yetişme telaşı çoğu zaman insanları tetikte yaşamalarına sebep olurken arkadaşlık ilişkilerini daha sanal yapıyor. Çoğu insanın emeklilik hayalinde ise bu tempo ve yorgunluklar kaçma hissi uyandırıyor ve Ege ya da Akdeniz’de bir sahil kasabasında yerleşmeyi planlamalarına sebep oluyor. İller arası rekabetçilik endeksinde birinciliği kimseye kaptırmayan yedi tepeli şehir, yaşamak için zor gezmek için ise büyük bir cevher!

istanbul

“Gazlar maddenin en düzensiz halidir, atom veya molekülleri arasında boşlukların çok olduğu durumdur” Yani İzmir’dir. Rahatlığına düşkün, iş hayatında bile çoğu ilişkinin dostluk üzerine kurulduğu, toplantılara çoğu zaman gülümsemelerin eşlik ettiği, neredeyse hiçbir toplantının zamanında başlayamadığı, standartları sevemeyen, sıkıntıya gelemeyen şehir. Özellikle yaz aylarında pek çok çalışanın ilk hedefinin mesai sonrası Kordon’da dostlarıyla sohbet edip haftasonu yazlık planlarını yaptıkları şehir. İzmir’e özel bir gönül bağı yoksa çok özel insan kaynağını İstanbul’a kaptıran, çoğu zaman elindekiyle yetinip daha fazlası için çabalamayı sevmeyen bir yapısı var şehirin. Büyük işletme olarak saymayı planladığında iki elin parmaklarının yettiği, sanayisinin çoğunu KOBİ ölçekli firmaların oluşturduğu, ihracat yapabilmek için Kalite belgelerine sahip ama onları uygulama konusunda çoğu zaman sıkılgan bir tavır sergileyen yapıda. Esnek olmak, standartları rahatlıkla değiştirebilir olmak hem çalışanların hem de patronların beklentisidir.Herhalde “Dün dündür bugün bugün!” lafının en çok kullanıldığı, bireysel ilişkiler ve arkadaşlıklar odaklı şehir. Üç büyük şehirin içinde yer almasına rağmen herkesin ortak bir arkadaşlık, dostluk ilişkisiyle tanışıklarının yoğun olduğu yapısı birçok kapıyı daha rahat açmaya çalışıyor. İnsanlar mesaileri bittiklerinde mesleklerini iş yerlerinde bırakıp kişilikleri ile yer alıyorlar yaşantılarında. Planlar çoğu zaman ertelenebiliyor, bütçeler kolaylıkla revize edilebiliyor. Bir çok aile şirketinin başında sınırlı bir kaynağı yöneten iyi eğitimli patronlar yer alıyor.

izmir

Çoğu zaman ülke gerçeği itibariyle bu üç şehrin ahenk içerisinde çalışmasını beklerken bu farkları gözden kaçırmadan ortak çalışma platformu oluşturabilmek biz İK.cıların en önemli görevi olmalı…

Fatoş ŞERİFAKİ | İnsan Kaynakları Yöneticisi

Mutlaka Okumalısın

Popüler Yayınlar

Sponsor Ol

Son Yorumlar

 
Sponsor Linkleri : Link Ekle | Link Ekle | Link Ekle
Copyright © 2013. Rip Oyun İndir - All Rights Reserved
Hazırlayan Sıkıştırılmış Oyun İndir Ripli Oyun İndir Güncel Blog
Proudly powered by Blogger